İŞÇİ SINIFININ (EKONOMİK) SÜREKLİ KRİZİ-Fahrettin Erdoğan

Antalya Çağdaş Hekimler > İŞÇİ SINIFININ (EKONOMİK) SÜREKLİ KRİZİ-Fahrettin Erdoğan

Emekçi ve yoksulların sorunlarını çözmek AKP hükümetinin önceliği değildir!

Krizin faturasının işçi sınıfına yıkılmaya çalışılacağı, en büyük darbeyi yine emekçilerin yiyeceği; sermayenin, ücretleri baskılamak, kazanılmış haklara saldırmak sureti ile krizi kendisi için bir fırsata dönüştürmeye çalışacağı, yoksulluk ve sefaletin derinleşme ve yayılma tehlikesi gösterdiği değerlendirmesi emek cephesince sürekli yapılıyor ve iktidara bir an önce kapsamlı tebdirler alma çağrısında bulunuluyor.  Ancak son doğalgaz (ve artık kaçınılmaz olarak yapılması beklenen elektrik) zammı hiçbir şüpheye meydan bırakmadı; emekçi ve yoksulların sorunlarını çözmek AKP hükümetinin önceliği değildir!

Aslına bakılırsa, ekonomiyi vurması beklenen kriz, güllük gülüstanlık bir tabloyu bir anda karartacak, emekçiler için yıllardır süren balayı dönemini sona erdirecek bir gelişme olmayacaktır. Eğer ‘krizin’ kıstası, en kaba ölçütleri ile ücretlerin düşmesi, gelir dağılımının bozulması, sömürünün artması, işsizlik, yani maddi yaşam koşullarının zorlaşması ise 2001 krizinden bugüne yaşanan gelişmelere baktığımızda işçi sınıfının aslında ‘sürekli bir ekonomik kriz içinde’ olduğunu tespit etmek mümkündür. Tabi bu, 2001 öncesinin işçi sınıfı ve emekçiler için refah dönemi olduğu anlamına gelmiyor; 1980 faşist darbesini, on yıllardır verilen mücadeleyi, çekilen eziyetleri unutmuyoruz.. En yakın krizden bu güne ne değişti ya da ne değişmedi, nasıl kötüye gitti, ona bakıyoruz sadece.

2002’de iktidara gelen liberal-sosyal muhafazakar AKP, ‘ekonominin ve piyasanın gereği’ iddiası ile ‘reform’ dediği düzenlemelerle, sermayenin mevzilerini tahkim etmiştir. 2001 krizinden bu yana reel ücretler düşmüş, çalışma saatleri uzamış, kısaca ‘sömürü’ yoğunlaşmıştır. Bu ülkede, resmi rakamlara göre 2 milyon, gerçekte ise 4 milyon işsiz vardır. İşte asıl ‘kriz’ budur. Ve bundan sonra yaşanacaklar sadece işçi sınıfının yıllardır yaşadığı krizin daha da derinleşmesine neden olacaktır.

Bu hafta açıklanan bazı ekonomik veriler, işçi sınıfın, emekçilerin, yoksulların içinde bulunduğu durumu ve karşı karşıya kaldığı potansiyel tehlikeleri bir kere daha değerlendirme fırsatı veriyor.

*TÜİK, Ekim ayında yıllık enflasyonun yüzde 11,99 olarak gerçekleştiğini açıkladı. Eylül ayında ise yıllık enflasyon yüzde 11,33’tü. Böylece hükümetin bu yıl için belirlediği yüzde 4’lük enflasyon hedefinin tutturulamayacağı kesinleşmiştir. Ancak, TÜİK’in yayınladığı verilere daha yakından baktığımızda işçi sınıfının, yoksulların verdiği yaşam kavgasının ne kadar zorlu olduğunu daha net bir biçimde görebiliyoruz. Örneğin, Ekim ayında pirinç ve bulgurun fiyatı bir önceki yılın aynı ayına göre sırası ile yüzde 45 ve yüzde 57 artmıştır. Ekmeğin fiyatı geçen senenin aynı ayına göre yüzde 33, kırmızı etin fiyatı ortalama yüzde 13 yükselmiştir.  Kiralar ise 2007’nin Ekim ayına göre yüzde 13 artmıştır. Otobüs ve dolmuş ücretlerinde yıllık artış oranları ise, sırası ile, yüzde 16 ve yüzde 18’dir. Kısacası halkın büyük bir kesiminin harcamalarında önemli bir yer tutan, giyim, kira, ulaşım ve temel gıda maddelerinde fiyat artışları ortalama enflasyonun üzerindedir.

*İhraç pazarlarındaki daralma nedeniyle istihdamın olumsuz etkileneceği ve işten çıkarmaların yaşanabileceği tehlikesi Demokles’in Kılıcı gibi başımızın üzerinde durmaktadır. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Ekim ayı ihracat verileri bu endişenin yersiz olmadığını gösteriyor. Ekim ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,87 azalarak 9 milyar 529 milyon dolar oldu. Eylül ayında ise ihracat 12 milyar 101 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. Ekim ayında taşıt araçları ve yan sanayi ihracatı yüzde 21,8, hazır giyim ihracatı yüzde 17 oranında azalmıştır. Daha çok ihracata dönük üretim yapan otomotiv sektöründe durum özellikle endişe vericidir. TİM, Ekim ayında AB üyesi 26 ülkenin 23’üne yapılan ihracatın yüzde 2,8 ile yüzde 83,2 oranında düştüğünü belirtiyor. DİSK’in hükümete sunduğu krize karşı tedbir önerileri içinde, “Dış talepte beklenen daralma göz önüne alındığında iç talebi destekleyecek politikaların oluşturulması, bu çerçevede asgari ücretten vergi alınmaması, emeklilier, kamu çalışanları ve devlet memurları dahil olmak üzere ücretle yaşayanların gelirlerini arttırıcı politikalar uygulanması” çağrısı da vardı. AB Komisyonu’nun bu hafta içinde açıkladığı Sonbahar Dönemi Ekonomik Tahminler Raporu’nda AB bölgesinde ekonomik büyüme hızının bu yıl yüzde 1,4 ve 2009’da yüzde 0,2 olacağı öngörülmüştür. İhracatın yaklaşık yarısının Avrupa’ya yapıldığı göz önüne alındığında, tehlike ortadadır. YTL’nin değer kaybetmesinin ihracatı arttırması bekleniyor, ancak TİM’in Ekim ayı verileri ihraç pazarlarındaki daralmanın olumsuz etkisinin döviz kurunun olumlu etkisinden daha güçlü olabileceği endişesini pekiştiriyor.

IMF ile yapılacak yeni bir anlaşma işçi sınıfının, emeği ile geçinenlerin çıkarına olmayacaktır. Hükümet çalışanları krize karşı koruyacak her türlü düzenlemeyi, çok geç olmadan derhal yapmalı, gerekli tedbirleri almalıdır.

Emek örgütleri ise, sadece sermayenin çıkarını koruyacak her türlü uygulamaya karşı mücadeleyi sürdürmekte kararlı olmalıdır.

Son Yazılar

Paylaş:

Bize Ulaşın