Olan Yine Yoksula Olacak-Özdemir Aktan

Antalya Çağdaş Hekimler > Olan Yine Yoksula Olacak-Özdemir Aktan

Ankara’da ilk gününde onlarca hekimin istifa etmesine neden olan Aile hekimliği sistemi kasım ayında İstanbul’da uygulanmaya başlayacak. Kentte 3 bin 500 kişiye bir aile hekiminin 7 gün 24 saat sağlık hizmeti vereceği iddiasıyla…

Ankara’da ilk gününde onlarca hekimin istifa etmesine neden olan Aile hekimliği sistemi kasım ayında İstanbul’da uygulanmaya başlayacak.

Kentte 3 bin 500 kişiye bir aile hekiminin 7 gün 24 saat sağlık hizmeti vereceği iddiasıyla gündeme gelen uygulama ile ilgili gazetemize konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2. Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, sistemin yaratacağı sorunlara dikkat çekti.

Aktan, İstanbul’un emekçilerin yaşadığı yaklaşık 900 bölgeye aile hekimliği için talep olmadığını söyledi. Mecburi hizmet sistemi gereği bu bölgelere hekimlerin görevlendirileceğini söyleyen Aktar, süresi dolan hekimin gideceğini söyledi. Öte yandan Aktan, sistemin, başta özel hastaneler olmak üzere hastaneleri maddi sıkıntıya sokması nedeniyle gerçek anlamda uygulanmadığının da altını çizdi.

Aktan, “İstanbul’un kalburüstü mahallelerinde aile hekimliğinin önemli bir rolü olmayacak, ancak İstanbul’un bir çok kesimi Anadolu’nun bazı yerlerinden yoksul ve kötü durumda sonuç olarak her şeyde olduğu gibi bu işten de zarar görenler onlar olacak” dedi.

Bir çok ilde pilot uygulama adı altında başlatılan sistem İstanbul’a geliyor. Öncelikle aile hekimliğinin nasıl bir sağlık hizmeti olduğunu, hangi değişiklikleri içerdiğini hatırlatabilir misiniz?

Aile hekimliği bir birinci basamak sağlık hizmeti. İyi birinci basamak sistemi sağlık sorunlarının yüzde 80’ini çözer. Çözemediği yüzde 20’yi diğer hastanelere yönlendirir. Aile hekimliği de bir birinci basamak sağlık hizmetidir. Türk Tabipleri Birliğinin (TTB) bu sisteme karşı çıkmasının nedenlerinin başında bu sistemin sağlık hizmetinin özelleştirilmesini içeren Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın bir parçası olmasıdır. Aile hekimliği sistemi birinci basamak sağlık hizmetinin özelleştirilmesidir.

Birinci basamak sağlık hizmetinin özelleştirilmesi ne anlama geliyor?

Özelleştirme demek bir çok insanın sağlık hizmeti hakkına ulaşamaması demektir. Sağlık ocaklarında çalışan hekimler birer kamu çalışanıdır. Aile hekimleri ise birer kamu çalışanı değildir. Bu hekimler Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşma yaparak çalışacaklar. Şu anda Türkiye’deki uygulama pilot uygulamadır. Aile hekimliği gerçek anlamda uygulamaya geçtiğinde bu hekimler SGK’nın çalışanı olacaklar, paralarını oradan alacaklar, sözleşmelerini onlarla yapacaklar. Aile hekimlerini, muayenehane hekimliği olarak görüyor sistem.

Verilecek hizmet açısından aile hekimlerinin sağlık ocaklarından farkı ne olacak?

Birinci basamak hizmetinin temeli hasta bakımı yani tedavi edici hekimlik değil, koruyucu hekimliktir; vatandaşı hastalıktan korumaktır. Yani aşılamanın iyi yapılması, aile sağlığının; doğum kontrol yöntemlerinin, içilen sudan, yaşama ortamına kadar çevre sağlığının kontrol altına tutulmasıdır. Hele ki kırsal kesimlerde sağlık ocağı hekimleri insanların evine gidiyor, sularını, yaşadığı çevreyi kontrol ediyordu. Ancak aile hekimliği ile bu sistem hastalıktan koruyucu hizmet vermekten uzaklaştırılacak tedavi edici (Hastalık gerçekleştikten sonra müdahale eden) bir sistem haline dönüştürüldü.

İstanbul’a gelirsek, İstanbul’un nüfusu göz önüne alındığında bir sistem değişikliğinin etkisi diğer illere oranla daha büyük olacak diyebiliriz. İstanbul’da aile hekimliği çalışmaları ne durumda?

İstanbul’da aşağı yukarı 3 bin 500 civarında aile hekimliği pozisyonu var. 3 bin 500 kişiye bir aile hekiminin bakması planlanıyor. Türkiye’de bu rakam 23 bin aile hekim anlamına geliyor. İstanbul’da yerleştirmeler yapıldı; ancak şöyle bir tablo ortaya çıktı bu pozisyonların üçte biri yani yaklaşık 900 pozisyon boş kaldı. Buralara gidecek aile hekimi bulunamadı.

Hangi bölgeler buralar?

Genellikle boş kalan yerlerde bizim sanal aile hekimliği dediğimiz; hekimin çalışacağı bir yerin olmadığı; kendilerine yer ve muayene bulmaları gerektiği yerler. Dolayısıyla bu kesimler boş kaldı. Bunların çoğu İstanbul’un yoksul bölgeleri, hekimler bu bölgelere gitmekten çekindiler.

Çünkü hekimlerin şöyle bir endişesi var; şu anda aile hekimleri ücretlerini sağlık bakanlığı üzerinden alıyorlar ve fena olmayan bir para alıyorlar ama herkes bu ücretin devam etmeyeceğini, bunun sistem oturana kadar bir göz boyama olduğunu biliyor. Sistem oturdukça bu ücret tıpkı Düzce’de de yaşandığı gibi düşecek.

İstanbul’da 900 yer boş kaldı. Peki ne olacak bu yerler? Hâlâ yürürlükte olan bir mecburi hizmet sistemi var. Hekim arkadaşlarımız aile hekimliği kurası çekecekler ve mecburi hizmet yapmak üzere boş kalan bölgelere gelecekler. Ancak mecburi hizmet süreleri dolunca yani aşağı yukarı 2 yıl sona gidecekler.

Türkiye’de aile hekimliği “pilot uygulama” adı altında çok sayıda ilde uygulanıyor. Neden gerçek sisteme geçilmiyor?

Şunu biliyoruz ki tedavi edici hekimlik çok pahalı bir sistemdir ve çok da etkili bir sistem değildir. Buna karşılık koruyucu hekimlik hem daha ucuzdur hem çok daha etkilidir.

Bir de günlük pratiğe bakmak lazım. Normal bir aile hekimliği sisteminde bir sevk zincirinin kurulması lazım. Yani önce insanlar aile hekimine gidecekler burada hastaların yüzde 80’i elenecek ve burada tedavisi mümkün olmayan yüzde 20’si daha üst bir sağlık kurumuna sevk edilecek. Ama bu böyle uygulanmıyor Türkiye’de. Neden? Düzce’de kısa bir süre uygulanmaya çalışıldı ancak hastaneler isyan ettiler. Çünkü hastaneleri ayakta tutan hastalar hastaneye gitmemeye başladı. Dolayısıyla aile hekimliği gerçek anlamda uygulanırsa İstanbul’daki yaklaşık 250 özel hastaneden en aşağı 150 tanesi batar! Yine üniversite ve devlet hastaneleri de batar. Bu yüzden öyle görünüyor ki bu sevk sistemi uygulanmayacak Türkiye’de ve bu da birinci basamak sağlık hizmetinin işlevini yerine getirmesini engelleyecek.

Hükümet aile hekimlerinin vatandaşın ihtiyacı olduğu her an; 7 gün 24 saat hizmet vereceği açıklamaları yapıyor. Bu ne kadar gerçekçi?

Aile hekimlerinden 3 bin 500 kişilik bir nüfusa gece gündüz hizmet etmeleri bekleniyor. Bir kişiden binlerce kişiye 7 gün 24 saat hizmet için “süpermen” olması lazım! Hiçbir insanoğlu bunu gerçekleştiremez! Onun için hekimler nasıl bir durumda kalacaklarının endişesini yaşıyorlar. Hem belirsiz bir kazanç, belirsiz bir gelecek ve hem de zor çalışma koşulları bekliyor böyle olunca da İstanbul’da böyle bir pozisyon boşluğu ortaya çıktı.

Öte yandan İstanbul’u Türkiye’den ayrı bir yere koymak lazım. İstanbul’da zaten sağlık ocakları yeterli değildi. Ancak sağlık ocakları insanların yaşam koşullarına da müdahale etmeye çalışıyordu. İstanbul’un kalburüstü mahallelerinde aile hekimliğinin önemli bir rolü olmayacak, ancak İstanbul’un bir çok kesimi Anadolu’nun bazı yerlerinden yoksul ve kötü durumda sonuç olarak her şey de olduğu gibi bu işten de zarar görenler onlar olacak.

İyi bir sağlık ocağı sistemi, mükemmel bir koruyucu sağlık hizmeti sağlayabilirdi.

 

(İstanbul/EVRENSEL)

Son Yazılar

Teşekkürler

17 Nisan 2022 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Antalya Tabip Odası seçimleri öncesi  Çağdaş Hekimler olarak,  seçimlerin sonucuna

Paylaş:

Bize Ulaşın