Tabip Odamız Nereye?-2006-2008

Antalya Çağdaş Hekimler > Tabip Odamız Nereye?-2006-2008

Kaygılıyız!

 

Antalya Tabip Odası genel kurul ve seçimlerinin üzerinden üç aydan fazla zaman geçti. Kısa bir zaman sayılabilirse de oldukça yoğun gündemleri hep birlikte yaşadık.

Hekimler, halkımız ve ülkemiz için kötüye giden bu süreçte; Tabip Odamız yapması gerekenleri yapmamış, hatta yasayla tanımlanmış birçok görevini dahi yerine getirmemiştir. Oysaki geçen her dakika aleyhimize işlemektedir.

Bu süreçte ne yazık ki tabip odamızda hakim olan anlayışın tavrı, hekimden, halktan ve ülkeden yana olmamıştır. Hekimlerin, halkın istek ve beklentilerine yanıt verecek adımlar atmak yerine bürokratik, silik hatta teslimiyetçi bir hat izlenmiştir. Artık bu durum geçiş döneminin acemiliği, kurumsallaşma, yeniden yapılanma vb. mazeretleriyle de açıklanamaz. Bizler bu olumsuz gidişata karşı hep birlikte yapabileceğimiz çok şeyler olduğuna inanıyoruz. Yeter ki tabip odamızda böyle bir istek ve kararlılık olsun

Yönetim kurulumuzda ki hakim anlayış, uygulanan ve hepimizin geleceğini karartacak politikalara onay vermemeli ve izlediği teslimiyetçi çizgisinden biran önce vazgeçmelidir.

Tabip odamızda ki hakim anlayışın izlediği teslimiyetçi çizginin sinyalleri aslında Antalya Tabip Odası seçimleri öncesi çıkarılan bildiride ve yapılan konuşmalarda da vardı. Bunlarda geçmişte izlenen hattın yanlışlığına vurgu yapılarak sorunların diyalog yoluyla çözüleceği belirtiliyordu. Kuşkusuz diyalog ve karşılıklı işbirliği her zaman yapılmalıdır, geçmişte de yapılmıştır.

Ancak sormak istiyoruz;

1 Temmuz Genelgesi, Sosyal Güvenlik ve GSS Yasası, Personel Dağılım İlkeleri vb çok önemli konularda etkin-mücadeleci-katılımcı bir çaba içine girilmediği gibi acaba hangisi için dialoğa girilmiş ve diyalogla çözülmüştür?

***Yapılan ilk basın duyurusunda özelleştirmelere tümden karşı olunmadığı ifade edilerek, izlenecek hattın ipuçları ilk günden verilmiştir. Bu söylem “sıkıyönetim olsun ama sıkı olmasın ya da savaş olsun ama ölüm olmasın” demeye benzemektedir.

***Sosyal Güvenlik ve GSS Yasasının Cumhurbaşkanı tarafından veto edildiği ve tüm ülkede bu konuda etkinlikler düzenlendiği günlerde bizim odamızdan ses çıkmamıştır. Bırakın bir şeyler yapmak için çaba sarf etmeyi konuyla ile ilgili Emek Platformu kararı bile duyurulmamıştır.  ***Yabancı doktor çalıştırılması TBMM de görüşülürken ve bu konuda başta TTB ve diğer bölge tabip odaları açıklamalar yaparken bizim odamız ise bunu hiç görmemiş, duymamıştır. Bu sürede Web sayfamıza Atatürk ve bayrak resimleri koymak,1Temmuz Kabotaj Bayramımızı e-maille kutlamak odamızca verilen en büyük Antiemperyalist mücadele olmuştur.

***1 Temmuz genelgesi ile ilgili ilk açıklama ancak 20 gün sonra yapılabilmiştir. Üstelik yapılan açıklama da Tıp Kurumu`nun açıklamasının aynısıdır. Kuşkusuz odamızın görüşleri herhangi bir kurumun/kuruluşun açıklamasıyla(açıklamanın içeriği bir yana) bire bir örtüşebilir. Fakat hem böylesi önemli bir konuda uzun bir zaman hiçbir şey yapmayıp hem de 20 gün sonra alıntı yapıldığı bile belirtilmeden açıklama yapmakla mı hekim hakları savunulacaktır? Reçetelerimizi kısıtlayan, mesleki bağımsızlığımıza müdahale eden, halkın sağlık hakkını gasp eden bu duruma anında müdahale edilmeyecekte neye edilecektir? Yada hiçbir şey yapmayıp üstelik bir şeyler yapıyor görüntüsü vermek için alelacele! (20 gün sonra) başka kurumların bildirilerinin kendi bildirimiz gibi sunulması neyi kurtaracaktır?

***Gelişen olaylar karşısında olayların gerçek nedenlerini açığa çıkarma ve mücadele etme yerine yüzeysel ve etliye sütlüye bulaşmayan açıklamalar yapılmıştır. Dr. Levent Tunçel`in açığa alınması, Dr. Abdurrahman Arıcı`ya yapılan fiili saldırı, İl İçi Atama Yönetmeliği sonrası yapılan açıklamalar bunlara tipik örneklerdir. Örneğin Dr. Levent Tunçel`in açığa alınması yanlış bir karar olarak değerlendirilirken, “…yanlıştan dönüleceğini umuyoruz..” denmekle yetinilmektedir. Eğer karar yanlış olarak değerlendiriliyorsa bu konuda neden bir çaba harcanmamaktadır. Bir hekimin açığa alınması bırakınız hekimin bizzat kendisini, çalıştığı kurumu ve hizmet verdiği hastaları da olumsuz etkilemez mi? Bu duruma karşı çıkılmayacak da neye karşı çıkılacaktır?

 

***Dr. Abdurrahman Arıcı`nın uğradığı fiili saldırı sonrası yapılan açıklama da da hemen hemen kayda değer hiçbir şey denmemektedir. Bu olay basit ve ilk gerçekleşen bir şey değildir. Her geçen gün hekimlere yönelik saldırılar artmaktadır. Bunun altında her olumsuzlukta hekimleri hedef gösteren politikalar yatmaktadır. Bunları deşifre etmeden, bunlarla mücadele etmeden yani bataklığı kurutmayla uğraşmadan, hekimler ve hekim hakları nasıl korunacaktır?

***Atama ve Nakil Yönetmeliğine eklenen Personel Dağılım İlkeleri meselesi sonrası yapılan ilk açıklamada “gelişmelerin seyrini sağlık yöneticilerinin anlayışına bırakıyoruz” gibi cümleler tam bir teslimiyet değil midir?

***Antalya Sağlık Müdürlüğü`nün yazışma teamüllerine aykırı olarak yazdığı Antalya Tabip Odası Başkanlığına başlıklı ve sonu”gereği için rica ederim ” cümlesi ile biten yazışmalarına bile herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Hatta gönderilen bu tip yazılar e-mail aracılığıyla bizlere duyurulmuştur. Hepimizin bildiği gibi üstler astlarına rica eder. Antalya Sağlık Müdürlüğü Tabip Odamızın amiri değildir. Salt bu küçük ama önemli ayrıntı bile teslimiyetçiliğin açık kanıtı değil midir? Sağlık Müdürlüğü`nü amiri/üstü olarak kabul eden bir odanın hekim haklarını savunması beklenebilir mi?

Yönetim Kurulumuzdaki hakim anlayış, her şeyi en iyi ben bilir ve yaparım anlayışını ve bürokratik yapısını terk etmelidir.

***Tabip odamız bürokratik bir çatı örgütü haline getirilmiştir. Amaç olabildiğince tüm hekimleri kucaklayan demokratik kitle örgütü olabilmektir. Protokol görevini tamamlamak yerine hekimlerin haklarını elde etmesini, halkın sağlık hakkına kavuşmasını sağlamanın yolu bu amacı gerçekleştirmekle elde edileceği açıktır.

***Yönetim Kurulu üyelerimizin bir kısmı kendilerini hekimlerin amiri olarak görmekte ve bu şekilde davranmaktadır. Bu o kadar belirgindir ki e-maille yapılan duyuruların çoğunda cümleler” rica ederim…” ile bitmektedir.

***Çok önemli gündemler karşısında bile hekimlerin görüşlerine başvurulmamış, tepeden kararlar alınmıştır. Son iki yıldır tekrar gelenekselleşen Genişletilmiş Yönetim Kurulu toplantıları üç ay boyunca bir kez bile yapılmamıştır.(Antalya Tabip Odası Genel kuruluna katılan arkadaşlar hatırlarlar, genel kurulda her ay en az bir kez genişletilmiş yönetim kurulu toplantısı yapılmasına dair verdiğimiz önerge de aynı anlayış tarafından kabul edilmemişti)

***Olağan Antalya Hekim Meclisi toplantısı yapılmamış, genel kurul kararımıza rağmen yeni Hekim Meclisi üyelerinin seçimi için şu ana kadar adım atılmamıştır.

***Yine olanaklar ölçüsünde yapılması gereken işyeri ziyaretleri yapılmamıştır. Keza şu ana kadar ilçeler dahil yapılan tek bir işyeri ziyareti yoktur. Yönetim kurulumuz bir an önce bütün hekimleri sürece dahil edecek, onları her konuda söz ve karar sahibi yapacak adımları atmalıdır. Bunun için başta Antalya Hekim Meclisi`ni toplamak olmak üzere Genişletilmiş Yönetim Kurulu toplantılarına biran önce başlamalıdır.

Üst birliğimiz TTB yok sayılmakta çalışmaları bile duyurulmamaktadır.

***Bağlı bulunduğumuz TTB Merkez Konseyi`ne (aynı anlayış tarafından seçimler öncesi de açıklanan) olumsuz tutum devam etmektedir. TTB Merkez Konseyi yok sayılmakta, aldığı kararları hayata geçirmeye çalışmak bir yana duyuruları bile çoğu kez yapılmamaktadır.

***Atama ve Nakil Yönetmeliğine eklenen Personel Dağılım İlkeleri 24.06.2006 tarih ve 26208 sayılı Resmi Gazete`de yayınlanmış olan yönetmelikle ilgili yapılan duyuru da anlaşılmaz bir şekilde “…Odamızın konuya ilişkin yaklaşımı ise 26-07-2006 tarihinde yayımlanan TTB Merkez Konseyi kararı doğrultusundadır… .Söz konusu raporda belirtilen görüş ve düşünceler odamız tarafından da paylaşılmaktadır.” denmektedir. TTB Merkez Konseyi`nin daha önceki açıkladığı görüşlerin acaba hangileri paylaşılmamaktadır?

Üstte birkaç örneğini sunduğumuz uygulamalar, mücadele tarzı hiçbir şekilde kabul edilemez bir durumdur. Yönetim Kurulumuza hakim anlayış bu çizgisinden hemen vazgeçmeli hekimlerimiz, halkımız ve ülkemiz için üzerine düşeni yapmalıdır.

Bir alanda bir şey yapmanın en büyük düşmanı bir şeyler yapıyor gözükmektir. Yönetim kurulumuzun şu anda yaptığı budur. Sürekli olarak hekim haklarından bahsedilmekte ama somut olarak bir şey yapılmamaktadır.

Türkiye sağlık ve hekimlik ortamına yönelik saldırılara karşı durmanın yolu etkin-demokratik-katılımcı bir mücadele ile mümkündür. Mesleki geleceğimizin güvencesi bütün hekimleri kapsayan ve “hem mücadele, hem müzakere” perspektifiyle birlikte mücadele eden, kapısı ve olanakları bütün hekimlere açık bir meslek örgütüdür.

Son Yazılar

Teşekkürler

17 Nisan 2022 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Antalya Tabip Odası seçimleri öncesi  Çağdaş Hekimler olarak,  seçimlerin sonucuna

Paylaş:

Bize Ulaşın