Arka Plan-Nefi Kara

Antalya Çağdaş Hekimler > Arka Plan-Nefi Kara

ARKA PLAN  (DEĞERSİZLEŞMENİN KISA TARİHİ)

-24 Ocak Kararları

-12 Eylül Darbesi

-Özelleştirme furyası

-Hekimin degradasyonu (değersizleştirilmesi )

-SSK Gelirlerine el konulması

-Sosyalleştirmeye Saldırı

YAKIN  PLAN (NEREYE DÖNÜŞTÜRÜYORLAR, KİMİN DÖNÜŞÜMÜ)

Tüm sağlık kuruluşları tek çatı altında birleştirilmeliydi. Her ne kadar sermayenin emrinden çıkamayan iktidarlar olsa da bir şekilde diğer sektörlerde de olduğu gibi istikrarsız özelleştirmeler yetersiz kalırken 2002 den itibaren yeni bir alternatif yaratıldı “AKP”. Önce devlet hastanelerinde performans sistemi adı altında doktorları sisteme özendirerek pazarı genişletmeye ve hasta sayısını artırmaya başladılar.

Bu dönemde kamu hastanelerinin temizlik yemek gibi personellerini daha sonra görüntüleme merkezleri ve laboratuarlar gibi bölümleri taşeron şirketlere verildi. Bir yandan özel hastaneler ve tıp merkezleri açılması özendirilerek bakkal dükkânı gibi çoğaltıldı. Özel sektör için yolar açıldı.

SSK hekimleri kısa süreli bu uygulamada daha zor koşullarda daha az ücretle çalışıyordu. Sıra hastaneleri birleştirmeye geldi, direnç gösterilmedi, arada SSK hastanelerinde çalışan yardımcı sağlık hizmetleri personeli mağdur oldu ama seslerini duyuramadılar bile. SSK hastaneleri de dönüşümle payını aldı.

Temel sağlık hizmetleri aile hekimliği yutturmacası ile sağlık ocağı hekimleri 6 günlük kurslarla aile hekimi oldular ‘Bir sağlık ocağı hekimi ‘ akşam yattım sabah aile hekimi oldum. uzman olmak için uğraşmak gereksizmiş’ diye olayı özetlemişti ironik biçimde. Sağlık ocakları aile hekimliği adı altında sözleşmeli hekimlerle çalışmaya başladı.

Sıra seçim vaadi ile karışık üniversite hastanelerine gelmişti. Halkımız üniversite hastanelerine de gidebilecekti. Halkımız doğrudan üniversite hocalarına muayene olurken hocalarımız da sevk zinciri kalkınca doğrudan halka ulaşarak daha geniş bir pazardan pay alacaklardı.

Özel tıp merkezlerinden sonra dev hastane zincirleri kurulmaya başlandı. Bakkallardan süpermarketlere geçtiğimiz gibi, yasa ve yönetmelikler sürekli değişim içinde ve uygulanmak istenen sisteme uyduruluyordu. Halkımıza daha çok alan açarak özel hastaneleri de SGK kapsamına aldılar.

Bu süreçte parasal tabloya bakınca 2000 yılında sağlık alanında açık 3.78 milyar dolar.2008 de 27 milyar dolara çıktı. özel hastanelerin bir çoğu şu anda yabancı sermaye ortaklı durumda. Bir çoğu da büyük sermayenin elinde bulunuyor. Yabancı sermaye ortaklı hastaneler artmaya devam ediyor. 2000 yılından 2005 e kadar İMF sizce 3.5 milyar doları vermek için niçin SGK yasasını bekledi dersiniz? Herhalde  ülkemin güzel insanlarını çok sevdiği için değildi. Artık yaşamın gerçekliği ile hem sağlık çalışanları ve başta lokomotif gücü olan hekimler ve halkımız karşı karşıya gelmektedir. Tam gün yasası bunun üzerine uygulamaya başlıyor. Hemen arkasından kamu hastaneleri birliği yasası ile kamu hastanelerinin satışı sırada bekliyor. Ülkemin insanı istemese de göreceli olarak daha konforlu hizmet için özel hastanelere yönelirken sistemin ayakları oturmaya başladı katkı payları. Önce muayene ve ilaç katkı payları, arkasından %30 la başlayan yatarak tedavi ameliyat gibi %70 katkı payları. Muayene katkı payları, payları, daha bunlar başlangıç,

 

Hekimler ve sağlık çalışanları için iş güvencesi olmayan ucuz işgücü olarak öngörülen çalışma koşulları ki şu an tüm özel sektör kuruluşları bu modelle hizmet vermekte. Halk içinse parası kadar herkese sağlık hizmetine ulaşabilme dönemi başlamış bulunmaktadır. Kamu hastaneleri birliği yasası ile bu süreç tamamlanacaktır. Bu süreçte aile hekimliği tüm ülkede tamamlanacaktır.

Özetlemeye çalıştığım gibi bu süreçte yurdum insanı küçük dirençler gösterse de tablo tümü ile birleştirilmediği için bölünerek direnci kırılarak uluslararası sermayenin bir başka deyişle küresel sermayenin tamda ağzına layık hazırlanmıştır ve yedirilmeye başlamıştır. Bu yüzden 3.5 milyar dolar açık çoktu, sağlık ocaklarında parasız sağlık hizmeti alırken; SSK hastanelerinde ücretsiz ilaç halka ulaştırılırken çalışanların iş güvencesi varken-sosyal hakları varken çoktu bu açık. Hem de ellerimizle yarattığımız açık. Ama 30 milyar doları bulacak açık çok değildi sistem hazırlanırken, yasalar çıkarken. Çünkü süreçte fazlası ile geri alınabilecek sömürülebilecek dünyanın iyi yetişmiş sağlık ordusuna sahip 70 milyonluk bir nüfus vardı.

Bu ülkenin dünyanın tarihi-doğal kaynakları ve insanı ile dünyanın en güzel ülkesinin insanları 50 yıldır sağ-sol kavgası diye sermaye ve işbirlikçileri halka saldırtılırken, 30 yıldır Kürt Türk ya da alevi sünni çatışmaları ile parça parça birbirine kırdırılırken. Tüm değerleri piyasa ekonomisi adı altında pazarlanırken maalesef geçmişte olduğu gibi bugünde uluslararası sermayenin işbirlikçileri bu güzelim ülkemde vardır. Ancak bu ülkenin tıbbiyelileri geçmişte vatanı ve namusu için İngiliz işgaline Taksim’de isyan bayrağı çekmişlerse antiemperyalist kurtuluş savaşında Kuvayı-milliye ile başlayıp Mustafa Kemal Paşanın ordusunda mücadele etmişlerse. Ve Cumhuriyet tarihi boyunca halkla birlikte el ele onların evlatları olarak onlara hizmet yarışı içinde çalışmışlarsa bugünde bu bilinci ve birlikteliği sağlayabilecek bilinç ve mücadeleyi gösterecektir inancındayım. Önce kendi öz örgütümüz olan TTB’de ve süreçte halkımıza gerçekleri anlatarak tüm ülkede geleceğimiz ve çocuklarımız için birbirimizin yanında yakınında etik değerlerle etkin demokratik katılımla çağdaş hekimler olarak iyi hekimlik için mücadelemizi sürdürmeliyiz.

Dr. Nefi Kara

Son Yazılar

Teşekkürler

17 Nisan 2022 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Antalya Tabip Odası seçimleri öncesi  Çağdaş Hekimler olarak,  seçimlerin sonucuna

Paylaş:

Bize Ulaşın