Pratisyen Hekimlik -2008

Antalya Çağdaş Hekimler > Pratisyen Hekimlik -2008

Son yıllarda yapılan düzenlemeler/değişikliklerle Pratisyen hekimliğe, geleceğine ve özlük haklarına saldırılar sürerken, Pratisyen Hekimliğe sahip çıkmayan, mücadele etmeyen, yürütülen mücadeleye katılmayan, pratisyen hekim haklarını seçimden seçime hatırlayan bir anlayış ile Tabip Odası yönetmenin mümkün olmadığı görülmüştür.

BİRİNCİ BASAMAK DEĞERSİZLEŞTİRİLMEKTE,

KORUYUCU HEKİMLİK YOKEDİLMEKTE,

ÖZELLEŞTİRME VE AİLE HEKİMLİĞİ DAYATILMAKTADIR

 

Son yıllarda yapılan düzenlemeler/değişikliklerden en çok etkilenen birinci basamak sağlık hizmetleri, pratisyen hekimler olmuştur.

224 sayılı yasa gereği zaten ücretsiz olması gereken sağlık ocaklarına önce yazar kasalar sokularak hizmetler ücretli hale getirilmiş, daha sonra ise seçim kaygısıyla kaldırılmıştır.

Birinci basamak sağlık çalışanlarının özlük ekonomik haklarında gerçek, kalıcı, emekliliğe yansıyacak iyileştirmeler yerine geçici döner sermaye formülleri üretilmiştir. Bu uygulama hekimler ve tüm sağlık çalışanları arasında insani/mesleki ilişkilerin giderek bozulmasına, hekimlerin yalnızlaşmasına yol açmıştır.

Gelinen noktada sağlık ocakları salt poliklinik hizmeti veren yerlere dönüştürülmüştür. Hekimler adeta poliklinik yükü altında boğulmuştur.

Pratisyen hekimlerin mesleki uygulamalarına, reçetelerine hiçbir bilimsel gerekçeye dayanmayan müdahaleler kanıksanır olmuştur.

Sağlık ocaklarında ekip çalışması yerini bireysel çalışma ve performansa bırakmıştır. Hekimlerin sürekli mesleki gelişmelerine yönelik eğitimlere bile müdahale edilir olmuştur.

Yayınlanan genelgelerle öğle aralarında sağlık ocaklarında çalışanlara dinlenme bile çok görülmektedir.

Sağlık ocakları ve diğer kamu sağlık kurumlarında kadrolaşma had safhaya ulaşmış olup, değiştirilmeyen grup başkanı/sorumlu hekim neredeyse kalmamıştır.

Pratisyen hekimlerin çalışma koşulları giderek zorlaştırılmış ve çalışma alanları daraltılmıştır.  Kurum hekimlikleri, SSK dispanserleri kapatılmış, semt poliklinikleri  pratisyen hekimlere yasaklanmış,112’ler neredeyse Acil Tıbbi Teknisyenler (ATT) ile yürütülmeye başlanmıştır. Birçok ilde Ana Çocuk Sağlığı Merkezleri ve Verem Savaş Dispanserlerinin içi boşaltılmış hastane acillerinde zorunluluk nedeniyle çalıştırılır duruma gelmiştir.

Tüm bunlar yaşanırken birinci basamak sağlık hizmetleri değersizleştirilerek, bu hizmetleri özelleştirmenin adı olan aile hekimliği tek seçenek olarak hekimlere sunulmuştur.

Birinci basamakta hekimlik ‘ya hasta bakarsın ya koruyucu hekimlik yaparsın’ anlayışıyla daraltılmıştır.  Aile Hekimliği uygulaması ile hekimlerin geleceği tümüyle belirsizleştirilmiştir. Aile hekimliği uygulaması pratisyen hekimleri seçen/seçmeyen gibi suni ayrımlar yaratılmıştır. Seçenin de seçmeyenin de benimsemediği bir uygulama olarak ısrarla sürdürülmeye devam edilmiştir.

Pratisyen hekimler bu belirsizlik içinde gelecekleri için çeşitli arayışlar içine itilmiştir. Belki hiç kullanmayacakları sertifikalar (güzellik merkezleri, ilkyardım merkezleri, diyaliz merkezleri,  vd.) yarının işsizliğinde bir umut olarak görülmeye başlanmıştır.

Sağlıkta ticarileşmenin yansımaları kendini birinci basamak/pratisyen hekimlerde de can yakıcı olarak hissettirmektedir. Pratisyen hekimler arasında da özelde ücretli istihdam giderek artmıştır. Belediyelerin Sağlık A.Ş.’leri, özel diyaliz merkezleri, evde bakım hizmeti sunan özel kuruluşlar, özel sigorta şirketleri, özel hastane ve sağlık merkezleri iş güvencesinden yoksun esnek çalışma biçimlerinde hekim çalıştırmaya başlamışlardır.

Sonuç olarak pratisyen hekimliği değersizleştirici, uzmanlığı özendirici politikalar benimsenir olmuştur. Ülkemizde uzman / pratisyen oranı 1980’li yıllardaki orana  geri dönmüştür, bugün 100 bin hekimin 30 bini pratisyendir. Son yıllarda TUS ile uzmanlığa başlayan hekim sayısı tıp fakültelerinden mezun olan hekim sayısından fazladır.

Aile hekimliği 2009 yılında Antalya’da da başladığında birinci basamakta uzmanların aile hekimi olarak istihdam edilmeleri yüksek bir olasılık olarak görülmektedir.

Halen pilot iller uygulamalarında, bir haftalık uyum eğitimleri ile Aile Hekimi oluşturulmakta, üç yıl ihtisas yapmış Aile Hekimliği uzmanları yıllardan beri mağdur edilmektedir. Bir tıp disiplini olan Aile Hekimliği / Genel Pratisyenlik bir aldatmaca ile sistem adı olarak ileri sürülmüş ve Aile Hekimleri, kendi dernek yönetimlerinin de sessiz kalmasıyla en çok zarar gören hekim grubu haline gelmiştir.

Genel Pratisyenlik Enstitüsü’nün genel pratisyen eğitimleri de dikkate alınmadığından, ülke sağlık sisteminin temel insan gücü olması gereken Aile Hekimliği / Genel Pratisyenlik eğitimleri göz boyamadan ileri gitmemektedir.

“Güçlü bir birinci basamak, gelir düzeyi ve toplumdaki statüsü en az diğer uzman hekimler kadar yüksek olan bir hekim tipini gerektirir. Ulusal sağlık sistemlerinin uygulandığı ülkelerde birinci basamak hekimlerinin statüsü ve gelir düzeyinin önemli rolü vardır.”

Pratisyen Hekimlik için önceliklerimiz:

• Şu anki haliyle bile pratisyen hekimlerin büyük bir bölümünü işsiz bırakacak, tercih edenleri iş güvencesinden yoksunlaştıracak, birinci basamak sağlık hizmetlerini paralı ve pahalı hale getirecek olan aile hekimliği uygulamasına karşı mücadele etmek,

• Sağlık ocaklarına ve ekip hizmetine sahip çıkmak,

• Performansa dayalı döner sermayeden karşılanan belirsiz ücretlendirme değil emekliliğe yansıyacak, insanca yaşamamızı sağlayacak, bilimsel/mesleki gelişimimizi sürdürmeye yetecek bir ücret talebi,

• Özel ya da kamu sağlık kuruluşlarında grevli/toplu sözleşmeli sendika talebi,

• Sürekli mesleki gelişimimiz ve sürekli eğitimimiz için eğitim izni talebi,

• Tüm toplumu yakından ilgilendiren ve geleceğimizi belirsizleştiren, kazanılmış sosyal haklarımızı gerileten SSGSS’ye karşı mücadele etmek.

Sağlık hizmetlerinin birinci basamakta piyasa koşullarına açılması, terk edilmesi ve iş güvencesiz/sözleşmeli istihdam demek olan aile hekimliği sisteminin derhal durdurulmasını, sağlık ocaklarında ekip anlayışı içinde toplum katılımını öngören sağlık ocağı kurullarının işler ve sevk sisteminin zorunlu hale getirilmesini TALEP EDİYORUZ.

Engellerin, rekabet ortamının kaldırılması, dayanışmacı-ekip anlayışının desteklenmesiyle eş zamanlı olarak,  bir geriye dönüşü değil, bütün Türkiye ölçeğinde dün olandan daha da iyisini ve gelişkinini oluşturmak için sağlık ocaklarında olağanüstü bir çabanın derhal ateşleyicisi olmaya DEMOKRATİK KATILIM GRUBU olarak SÖZ VERİYORUZ.

Son Yazılar

Teşekkürler

17 Nisan 2022 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Antalya Tabip Odası seçimleri öncesi  Çağdaş Hekimler olarak,  seçimlerin sonucuna

Paylaş:

Bize Ulaşın